Küçük Prens Artık Özgür Bir Prens

25.06.2016

222 Kişi Okumuş

0 Yorum

1 Ocak 2015 günü, Küçük Prens’in esaret yıllarının bittiği gündür. Bu tarihten itibaren Küçük Prens’in yayın hakları ortadan kalkmıştır. İsteyen istediği gibi Küçük Prens’i çevirip basabilir. Vasilerine de tek kuruş ödemez. Birçok yayıcı elini sıkı tuttu. Şimdiden çevirileri telifsiz bir şekilde basılmaya başlandı. Bir gün önce 17 TL olan aynı kitap 1 Ocak’tan itibaren 3 TL’den çoktan satışa çıktı. Bakarsınız yakın zamanda 1 TL’ye kadar düşer.

Küçük Prens’in Türkiye macerasına şöyle bir göz atalım. Küçük Prens’in coğrafyamızdaki ilk baskısı 1953 yılındadır. Ahmet Muhip Dıranas’ın çevirisi, Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından basılır.

Küçük Prens, bir pilotun hayal gücünün kurgusu. Yazarının adı, “Antoine Saint Exupéry.” Exupéry, 1921 yılında uçmaya başlar. Strasbourg’da pilotluk eğitimi alır. 1926 yılında posta uçağı pilotu olur. 1935 Aralık’ında Sahra Çölü’ne uçağıyla çakılır. Yanında pilot bir arkadaşı da vardır. Uzun zaman sonra kurtarılırlar. 1944 yılında havalanması son uçuşu olur. Ne kendisinden ne de uçağından haber alınır.

Uluslararası Bern Sözleşmesi gereğince, bir sanatçının yapıtlarının telif hakları ölümünün üstünden 70 yıl geçtiğinde serbest kalıyor. 1944’te hayatını kaybeden ‘Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint Exupery’nin ölümünün üstünden, 1 Ocak itibariyle 70 yıl geçmiş olacak..

Küçük Prens’in Fransızca özgün adı “Le Petit Prince”tır. Antoine de Saint-Exupéry, bir Fransız’dır. Kitap 6 Nisan 1943’te hem Fransızca hem İngilizce olarak yayımlanır. Günümüzde çok sayıda dile çevrilmiştir. Türkçede de çok sayıda çevirisi vardır. Selim İleri, Azra Erhat, Nihal Yeğinobalı, Tomris Uyar ve Cemal Süreya kitabı Türkçeye çevirenler arasındadır.

Yazar, hikâyesini New York’ta bir otel odasında yazar. Kitabın çizimleri de kendisine aittir.

Dünyanın en çok satan ve okunanları arasında. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası bakılmış. Sahra Çölü’ne düşen pilotun Küçük Prens’le karşılaşması ile başlayan kitap yirmi yedi bölüm sürüyor. Küçük Prens’in yurdundan ayrılıp altı ayrı gezegene yaptığı gezilerle yetişkinlerin dünyasına girilmiş ve onların tipik hayat biçimleri eleştirilmiş.

Yazarın kitabını kurguladığı dönem, II. Dünya Savaşı’nın sürmekte olduğu dönemdir. Eleştirmenler tarafından” topluma eleştirisini ifade ettiği bir kitap” olarak da değerlendirilir.

Yazarın ilham kaynağı, başından geçen olaylardır. Exupéry, 1935 yılında bir hız rekoru denerken Sahra Çölü’ne inmek zorunda kalır. Çöl, Küçük Prens ile karşılaşmasını sağlayacak sahnedir. Pilot ve Küçük Prens arkadaş olurlar ve Küçük Prens yaşadığı yeri, maceralarını anlatır. Küçük Prens’in gezegeni B612 Asteroididir ve bu asteroitte tek başına yaşamaktadır. Gezegeninde çok sevdiği bir adet gül vardır. O güle özenle bakar. Diğer gezegenleri gezmesindeki amaç, gülünden nasıl yararlanabileceğini araştırmaktır.

Küçük Prens kitap boyunca altı gezegeni ziyaret eder. Ziyaret ettiği gezegenlerde değişik yetişkinlerle karşılaşır: Otoriter Kral, Kendini beğenmiş sanatçı, umutsuz sarhoş, açgözlü işadamı, işkolik fenerci, umursamaz coğrafyacı. Tüm gezegenlerden mutsuz ayrılır. Son gezegen olarak Dünya’ya da uğrar. Dünya, diğer gezegenlerden büyük ve kalabalıktır. Bu gezegenin de yapısı, insanların giysileriyle değer kazandıkları bir yer olmasıdır.

Kimi eleştirmenlerce Küçük Prens, yazarın karısı Consuelo’dır. Consuelo’nun da Küçük Prens gibi bitmek bilmeyen arzuları vardır. Küçük Prens’in gezegeni gibi volkanlarla dolu El Salvador’da yaşamıştır.

Kitap Antoine de Saint-Exupéry tarafından dostu Leon Werth’in çocukluğuna adanır.

“Leon Werth için,
Bu kitabı koskoca bir adama adadığım için küçüklerden beni bağışlamalarını dilerim. Ama önemli bir özrüm var. Şimdiye kadar bu adamdan iyi dostum olmadı. İkinci özrüm de şu: Bu adam her şeyi değerlendirebilir, çocuklara yazılmış kitapları bile. Sonra üçüncü bir özrüm daha var: Bu adam Fransa’da oturuyor şimdi, aç, üstelik açıkta. Avutulmak ister. Bütün bu sayıp döktüğüm özürler yetmezse ben de kitabımı onun bir zamanki çocukluğuna adarım tabii. Bütün koca adamlar bir zamanlar küçüktüler ( gerçi aralarında bunu hatırlayanlara az rastlanır ya). İşte gerekli değişikliği yapıyorum:
Çocukluk günlerindeki Leon Werth için”

Küçük Prens sanatın değişiklik dallarına da ilham olur. Birçok sinema uyarlaması da vardır. Son olarak 2015 yılında bir animasyon sinema filmi vizyona girer.

Küçük Prens ve Exupéry öyle ünlüdür ki, kitabın resmi ve yazarın fotoğrafı Fransa’da, 50 franklık banknotların üzerine basılmıştır. Banknotların üzerine gözle görülemeyecek küçüklükte alıntılar da yer alır.

Exupery_banknot

Kitap İçeriği ile İlgili Tartışmalar

Kitabın tanınması ile birlikte Küçük Prens ve yazarı hakkında tartışmalar da başlar. Küçük Prens’in yaşadığı asteroid B612’yi bulan ama şalvar, cepken, fes giyiyor diye 1909 yılında katıldığı astronomi kongresinde görüşleri dikkate alınmayan Türk astronomun, ülkesinde bir diktatörün halkına Avrupalı gibi giyinmeyi emretmesinden sonra 1920’de şık bir giysiyle kongreye katılması ve bildirisinin kabul edilmesi ile ilgili olan paragraf Türkiye’de tartışmalara yol açar. Bu bölüm, kitabın Türkiye’deki kıyafet devrimine gönderme yaptığı ve Atatürk’ü eleştirdiği şeklinde yorumlanır. Türkçe çevrilerde metne farklı şekillerde müdahale edilir. Eser, 2005 yılında ilköğretim öğrencilerine önerilmek üzere hazırlanan “100 Temel Eser” arasından da bu yüzden çıkarılır, tartışmalar soğuyunca tekrar eklenir.

Hareketli bir hayat süren Exupéry’nin ölümü de hayatı gibi sıra dışıdır. Birçok roman yazmış olmasına rağmen yazarın kendisi ve Küçük Prens’i her zaman odak noktasında olur.

Çocukluğundan sürgün edilmiş bir macera insanı: Saint Exupéry

Yazarın uzun bir adı var: Antoine Marie Jean-Baptiste Roger, comte de Saint Exupéry.   – 31 Temmuz 1944),

29 Haziran 1900’de Fransa’nın Lyon şehrinde doğar. Beşkardeşin üçüncüsüdür. Aristokrat bir aileye mensuptur. Exupéry dört yaşındayken babasını kaybeder. Babasının ölümünden itibaren aile yoksullaşır. Anneleri kültürlü bir kadındır. İlk öğretmenleri de anneleri olur. Exupéry okulda başarılı bir öğrenci değildir. Sık sık ceza alan bir öğrencidir. Uçaklarla tanışması 12 yaşına denk gelir. Evlerinin yakınında bir havaalanı vardır ve bu havaalanına gizlice girer, uçakları yakından seyreder. 12 yaşında emeline ulaşır, bir pilot onu uçağına alır ve uçurur.

Aile, kardeşi François’i kaybeder. Exupéry liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmaz ve denizcilik okuluna kaydolur. 19 yaşında mimarlık fakültesine girer. 21 yaşında orduya çağrılır. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yapar. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi alır. Askerliğin ardından Paris’te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışır, ticaret yaşantısı başarısız olur. Bu yıllarda yazmaya da başlamıştır.

1926 yılı hayatında bir dönüm noktasıdır, tekrar uçmaya balar. Toulouse ve Dakar arasında posta servisinde pilottur. İlk kitabı Güney Postası’nı bitirir. Kitapta ilk uçuş deneyimlerini anlatır. Bir süre sonra aynı şirketin Arjantin bölge sorumlusudur. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin’deki yaşantısını konu alır.

Paris’te evlenir. 35 yaşındayken uçağı arıza yapar, Tunus’ta çöle zorunlu iniş yapar, kaybolur. Dört gün sonra çöl macerası sona erer, bir Bedevi tarafından bulunur.

Bu sefer yeni bir maceradadır Exupéry. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yapar. Havacılık alanında birçok buluşta imzası vardır. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağlar.

Birinci Dünya Savaşı gelir çatar. Fransa, Almanyalar tarafından işgal edilir. Exupéry’nin sağlık durumu iyi değilse de o buna aldırmaz, askere yazılır. Fransa’nın yenilir, o da ABD’ye gider. ABD’de yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitap, New York’ta çok tutulur. En önemli eseri Küçük Prens’i de bu dönemde yazılan kitabıdır.

Ülkesi işgal altındadır, ABD ordusuna katılmaya karar verir. Yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika’ya gider. Alman ordularının hareketini havadan izlemekle görevlidir.

31 Temmuz 1944’te uçağı vurulur, Marsilya açıklarında denize düşer. Uçağının enkazı ile ilgili çeşitli hikâyeler anlatılsa da gerçek ortaya çıkmış değildir.

Eserleri

L’aviateur (1931)
Vol de nuit (Gece Uçuşu) (1931)
Terre des Hommes (1939)
Pilote de Guerre (Savaş Pilotu) (1943)
Le petit Prince (Küçük Prens) (1943)
Citadelle (1942)
Courrier sud (Güney Postası) (1929)
Lettre à un Otage (1943)
Carnets (1956)

KAYNAK: wikipedia.com

 

Küçük Prens’ten Bir Bölüm…

Altı yaşındayken Gerçek Öyküler adlı. balta girmemiş ormanlardan söz eden bir kitapta korkunç bir resim görmüştüm. Boa yılanının bir hayvanı nasıl yuttuğunu gösteriyordu. Resmi yukarıya çizdim.
Kitapta şunlar yazılıydı: “Boa yılanı avını bütün halinde çiğnemeden yutar. Ondan sonra hiçbir yere kımıldayamaz ve altı ay süren sindirimi boyunca uyur.”
Balta girmemiş ormanlar üzerine uzun uzun düşündüm bunları okuyunca. Sonra da biraz çaba ve renkli kalemle ilk resmimi yaptım. İşte l numaralı resmim aynen şöyleydi:

Sanat yapıtımı büyüklere gösterdim. Korkup korkmadıklarını sordum. “Korkmak mı?” dediler. “Şapkadan mı?”
İyi ama, şapka resmi yapmamıştım ki ben. Fili yutmuş olan bir boa yılanı resmi yapmıştım. Ama büyükler anlamadığı için onlara bir resim daha yaptım. Büyükler açık seçik görüp anlasınlar diye fili yutmuş olan yılanın içini çizdim. Şu büyüklere her şeyi tek tek açıklamak gerekir hep. 2 numaralı resmim de şöyle oldu:

Büyükler bu kez de boa yılanının içinin ya da dışının resimleriyle uğraşmayı bırakıp, kendimi coğrafya, tarih, aritmetik ve dilbilgisine vermemi öğütlediler. İşte daha altı yaşındayken belki de çok büyük bir ressam olma fırsatını böylece kaçırmış oldum, l ve 2 numaralı resimlerimin başarısızlığı hevesimi kırmıştı doğrusu. Büyükler hiçbir şeyi kendiliklerinden anlamıyorlar. Onlara hep bir şeyleri açıklamak zorunda olmak ne kadar da sıkıcı bir şey çocuklar için.
Ben de başka bir meslek seçtim kendime: pilot oldum. Dünyanın her yerinde biraz uçtum. Coğrafyanın çok işime yaradığı bir gerçek. Bir bakışta Çin’de miyim, yoksa Arizona’da mıyım anlarım. Geceleyin yönümü şaşırınca çok yararlı olur bu bilgiler.
Hayatım boyunca birçok önemli kimseyle ilişkilerim oldu. Büyüklerin arasında da çok bulundum. Onları çok yakından tanıma fırsatı geçti elime. Ama doğrusu onlar hakkındaki ilk yargımda bir değişme olmadı.
Zaman zaman aralarında birazcık daha zeki görünenler olmadı değil. Öyle zamanlarda hemen hep yanımda taşımakta olduğum l numaralı resmimi çıkarıp denememi yapıyordum: bakalım kavrayışı yerinde mi diye. Ama ne çare, o da sözleşmiş gibi ötekilerle aynı yanıtı veriyordu: “Şapka.”
Eh. bunun üzerine ben de ona boa yılanından, balta girmemiş ormanlardan, ya da yıldızlardan filan söz etmiyordum artık. Anlayacağı düzeye iniveriyordum; briçten, golften. politikadan, kravattan filan söz açıyordum. Büyükteki keyfi görün siz artık; aklı başında biriyle karşılaştı ya sonunda.
Küçük Prens’ten alıntıdır.

Exupery_01

Küçük Prens Hakkında Pek Bilinmeyenler

Kitap, ilk yazıldığında 1000 sayfadır. Saint-Exupéry’nin kitabı kısaltması üzerine söylediği tahmin edilen söz: “Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil, yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır.”
Kitaptaki tüm çizimler yazara ait suluboya çizimler…

Kitap, New York’ta bir otel odasında yazılıyor ve ilk kez 1943 yılında basılıyor.

Kitapta Saint-Exupéry’nin yaşamına ait birçok ayrıntının olduğundan eleştirmenlerce bahsediliyor.

Kitaptaki çöl, Saint-Exupéry’nin 1935’te bir uçuşu sırasında düştüğü ve kurtulmayı başardığı Sahra Çölü’dür.

Yazarın esrarengiz ölümü ve 65 yıl sonra gelen itiraf

Dünya Savaşı sırasında görevi gereği 31 Temmuz 1944’te Akdeniz semalarında havalanan yazardan bir daha haber alınamadı. Ta ki 1998 yılında Marsilyalı bir balıkçının yazara ait bilekliği bulana ve 2004 yılında yine Marsilya kıyılarında yapılan araştırmalar sonucu uçağın enkazı bulunana kadar. Ölümünden 65 yıl sonra, bir Alman pilotu Hors Rippert, yazarın kullandığı uçağı düşürdüğünü itiraf ediyor ve “içinde kimin olduğunu bilseydim ateş etmezdim,” diyor.

Kitabı Türkçeye çevirenler arasında Ahmet Muhip Dıranas, Cemal Süreya, Tomris Uyar ve Selim İleri gibi edebiyatımızın önemli isimleri vardır

Dilimize İlk çevirisi 1953 yılında Ahmet Muhip Dıranas tarafından yapılıyor. Tefrika hâlinde yayımlanıyor. Şu ana kadar yüzden fazla Türkçe baskısı yapıldığından bahsediliyor.

Asteroid B-612, Küçük Prens’in yaşadığı gezegenin adı, 1993 yılında keşfedilen 46610 numaralı asteroide veriliyor.

Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyor.

Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor.

2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı veriliyor.

İlgili Terimler :

SON EKLENENLER

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Aktif : 0 Ziyaretçi Bugün : 2 Ziyaretçi Dün : 29 Ziyaretçi Bu Ay : 644 Ziyaretçi Bu Yıl : 4095 Ziyaretçi